İçeriğe atla
07.04.2020 Kaynak: blueberriesconsulting.com

Covid-19 döneminde agroekoloji: Yerel gıda sistemleri ve sağlığa etkileri

Covid-19 krizi, tarımın insan, hayvan ve ekosistem sağlığıyla olan bağını öne çıkardı. Uzmanlar, agroekolojinin yerel gıda güvenliğini güçlendirme potansiyeline dikkat çekiyor.

Covid-19 döneminde agroekoloji: Yerel gıda sistemleri ve sağlığa etkileri

Yeni tip koronavirüs salgını, insan, hayvan, bitki ve ekosistem sağlığının birbirine bağlı olduğunu belirgin şekilde ortaya koydu. Bu süreçte agroekoloji; tarım uygulamalarının halk sağlığına ve ekolojik dengeye etkilerini analiz etmek için kullanılan kapsamlı bir yaklaşım olarak öne çıkıyor.

Büyük ölçekli monokültürler dünya üzerindeki yaklaşık 1 milyar işlenebilir hektarın büyük bir bölümünü kaplıyor; yazıda bu alanların yaklaşık %80 olduğu aktarılıyor. Bu yapılar ekolojik çeşitlilikten yoksun ve zararlılara karşı kırılgan olduğundan, dünya çapında yılda yaklaşık 500 milyar kilogram pestisit kullanıldığı ve bunun çevresel ile halk sağlığı maliyetlerinin sadece ABD için yıllık 2 milyar doları aştığı kaynakta ifade ediliyor.

Yoğun hayvancılık işletmeleri (kapalı barınaklar) bulaşıcı virüslere karşı yüksek hassasiyet gösteriyor. Yazarlar, yüksek hayvan yoğunluğu ve atıkların neden olduğu kötü hava koşullarının (ör. amonyak) enfeksiyon riskini artırabileceğini; bunun ayrıca patojenlerin daha virülent türe evrilmesine zemin hazırlayabileceğini belirtiyor. 2009 H1N1 örneği bu riskin tarihsel bir vurgusu olarak anılıyor.

Endüstriyel hayvancılıkta yaygın antibiyotik ve büyüme vericilerinin kullanımı, yazara göre antibiyotik dirençli bakteri oluşumunu hızlandırıyor. Metinde Pseudomonas aeruginosa, Escherichia coli, Staphylococcus aureus ve Salmonella gibi patojenler isimlendirilerek direnç gelişiminin insan sağlığı açısından ciddi bir tehdit olduğu vurgulanıyor.

Giderek küreselleşen ve uzun tedarik zincirlerine bağlı gıda sistemi, seyahat ve ticaret kısıtlamalarında kırılganlık gösteriyor. Kaynağa göre bazı ülkeler nüfuslarının yarısından fazlasını ithal gıdaya bağımlı şekilde besliyor; büyük kentlerin günlük yüksek miktarda gıda ithal etmesi gerektiği belirtiliyor. Metindeki mesafe ile ilgili bir ifade belirsiz görünmektedir (kaynakta "ortalama ... kilometre" olarak geçiyor, ayrıntı net değil) ve bu kısım iddia olarak işaretlenmelidir.

Agroekoloji, kırsal ailelerin üretim kapasitelerini artırmaya, tarımsal çeşitliliği ve ekosistem hizmetlerini geri kazandırmaya odaklanıyor. Silvopastoral gibi daha doğal hayvancılık sistemlerinin hayvan sağlığını desteklediği ve antibiyotik kullanımını azaltabildiği; böylece epidemilere yol açma olasılığının düştüğü vurgulanıyor.

Küçük üreticilerin rolü öne çıkarılıyor: Kaynağa göre küçük çiftçiler dünya tarım arazilerinin yaklaşık %30'unu işlerken, pek çok ülkede tüketilen gıdanın %50–70'ini sağlıyorlar. Bu durum agroekolojinin gıda egemenliğini ve yerel besin güvenliğini güçlendirmede kritik olduğunu gösteriyor.

Yazarlar, agroekolojinin kent içi ve çevresel üretimi artırma potansiyeline işaret ediyor. Yerel üretim hem kentlerin gıda erişimini kolaylaştırabilir hem de besin değeri yüksek ürünlerle bağışıklığı destekleyebilir. Ancak bu dönüşümün hızlanması için tüketicilerin tercihleri, yerel ve bölgesel adil pazarların teşviki ve kamu politikaları gerektiği vurgulanıyor.

Öne çıkan noktalar

  • Monokültür tarım ve yoğun hayvancılık, salgın riski ve çevresel/sağlık maliyetlerini artırıyor (kaynak: kullanım/istatistikler belirtilmiş).
  • Dünya çapında yılda ~500 milyar kg pestisit kullanıldığı; ABD'de ilişkili zararların yılda 2 milyar doları aştığı aktarılıyor.
  • Küçük çiftçiler, sınırlı arazi payına karşılık önemli oranlarda gıda üretiyor (kaynağa göre %30 arazi — %50–70 üretim).
  • Agroekoloji; biyoçeşitliliği, toprak ve su korumasını, doğal zararlı denetimini ve genel ekosistem fonksiyonlarını güçlendiriyor.
  • Yerel ve dayanıklı gıda sistemleri ile tüketici tercihleri, pandemi benzeri şoklara karşı kenti ve kırsalı daha dirençli hale getirebilir.

Makale, Covid-19'un sunduğu uyarının tarım modellerimizi yeniden düşünmek için bir fırsat olduğu görüşünü savunuyor. Bu dönüşümün politika, yerel pazarlar ve tüketici davranışları ile paralel ilerlemesi gerektiği vurgulanırken, sürecin toplumsal hareketlerin koordinasyonunu da gerektireceği ifade ediliyor.

Yazarlar: Miguel A. Altieri ve Clara Inés Nicholls — University of California, Berkeley / CELIA

Kaynak bağlantısı: blueberriesconsulting.com/en/la-agroecologia-en-tiempos-del-covid-19

Türkçe çeviri: Google Çeviri ile aç