İçeriğe atla
Yüksek çalı yaban mersininde verim için tozlaşma yatırımı: Arı yönetimi ve saha planlama rehberi görseli
06.05.2016 Kaynak: canr.msu.edu

Yüksek çalı yaban mersininde verim için tozlaşma yatırımı: Arı yönetimi ve saha planlama rehberi

MSU Extension, yüksek çalı yaban mersininde (northern highbush) iri meyve, yüksek verim ve dengeli olgunlaşma için arı temelli tozlaşma planlamasının kritik olduğunu vurguluyor.

Özet: Yüksek çalı yaban mersininde (Northern highbush) çiçeklerin pazarlanabilir, iri meyveye dönüşmesi büyük ölçüde arıların taşıdığı polene bağlı. MSU Extension, üreticinin kovan/koloni planını önceden yapmasını; bal arısı, bombus ve yaban arılarını birlikte düşünmesini öneriyor.

Tozlaşma neden “yatırım” olarak görülüyor?

Kaynağa göre yaban mersini üretimi birim alan başına yüksek girdiler gerektirdiğinden, çiçeklenme döneminde yeterli tozlaşmayı sağlamak; arazi, bitki materyali ve diğer yönetim giderlerinin karşılığını almak açısından işin merkezinde yer alıyor. İyi tozlaşmış bahçelerde meyve iriliği, toplam verim ve olgunlaşma birörnekliği artarken; yetersiz tozlaşmada küçük, geç olgunlaşan ve erken dökülebilen meyvelerle pazarlanabilirlik riske girebiliyor.

Poleni kim taşır, çiçek ne kadar süre “uygun” kalır?

MSU Extension, polenin çiçeğin erkek organından dişi organa taşınmasında temel rolün arılarda olduğunu belirtiyor. Yaban mersini poleninin rüzgârla taşınmaya çok elverişli olmaması nedeniyle, tarlada yeterli sayıda aktif arı bulunması kritik görülüyor.

Kaynak metindeki bilgilere göre çiçekler açar açmaz poleni kabul edebiliyor; ancak birkaç gün içinde meyveye dönüşme olasılığı düşüyor. Bu nedenle, çiçeklenmenin ilk günlerinde yeterli ziyaret yoğunluğu sağlanması özellikle vurgulanıyor.

Metinde yer alan teknik ayrıntılara göre, bir çiçeğin yeterli polen alması için türlere göre ziyaret sayısı değişebiliyor: Bombus ve bazı yerli arılar tek ziyarette yeterli polen bırakabilirken, bal arısında aynı etki için birden fazla ziyaret gerekebiliyor. Ayrıca birim alandaki çiçek sayısının çok yüksek olabileceği belirtilerek, tozlaşmanın “iş yükü” boyutuna dikkat çekiliyor.

Dikim/tesis öncesi planlama: çeşit seçimi ve yerleşim

Kaynak, bazı çeşitlerin kendi poleniyle meyve bağlayabilse de (self-fruitful), bazı çeşitlerde çapraz tozlaşmanın verimi ve meyve iriliğini anlamlı ölçüde artırabildiğini aktarıyor. Bu nedenle yeni tesis kurulurken, aynı dönemde çiçeklenen ve birbirleriyle uyumlu çeşitlerin bir arada tasarlanması öneriliyor.

MSU Extension’ın yaklaşımında, teorik olarak sırayla karışık dikim tozlaşmayı güçlendirebilse de, hasat ve bitki koruma uygulamalarının pratikliği için bloklar halinde (örneğin sınırlı sayıda sıra içeren) alternatif yerleşimlerin daha yönetilebilir olabileceği ifade ediliyor.

Ayrıca, birkaç dekardan büyük bahçelerde arıcıların kovan bırakabileceği uygun alan ayrılması (pallet/kovan indirme-bindirime elverişli) bir “tesis tasarımı” unsuru olarak ele alınıyor.

Bal arısı ile tozlaşma: doğru zaman, doğru güçte koloni

MSU Extension, yaban mersini çiçeklerinin bal arısı için her zaman en cazip nektar kaynağı olmayabileceğini; bu nedenle kovanların çiçeklenme başladıktan sonra tarlaya alınmasının, arıların başka kaynaklara yönelmesini azaltabileceğini not ediyor. Metinde, tarlaya kovan sokma zamanlaması için çiçeklenmenin belirli bir eşiği geçmesi ve tam çiçeklenmenin erken safhaları arasında kalınması gerektiği aktarılıyor.

Kovan kiralayan üreticiler için “koloni gücü” vurgusu öne çıkıyor. Kaynak, sağlıklı bir kolonide yaklaşık 30.000 işçi arı ve 6 çerçeve yavru gibi göstergelerin beklenebileceğini belirtiyor. Zayıf kolonilerin tarladaki ziyaret yoğunluğunu düşürebileceği; şüphe halinde arıcıyla görüşülerek ek kovan veya değişim talep edilebileceği ifade ediliyor.

Tarafların beklentisini netleştiren bir tozlaşma anlaşması/sözleşmesi yapılması da pratik öneriler arasında yer alıyor (koloni gücü, kovanların çiçeklenme sonrası ne kadar hızlı çıkarılacağı gibi maddeler).

Kovan yoğunluğu ve “sigorta” yaklaşımı

Metinde, geçmişteki (1990’lar) önerilerin güncel, yoğun çiçeklenen yeni çeşitler ve büyük ölçekli bahçeler için düşük kalabileceği; feral (vahşi) bal arısı kolonilerinin Varroa paraziti nedeniyle azalmasının da yönetilen kolonilere bağımlılığı artırdığı belirtiliyor.

Çeşide ve koşullara göre kovan yoğunluğu ihtiyacının değişebileceği; bazı üreticilerin özellikle serin bahar koşullarında yeterli uçuş günü bulmak zorlaşacağından, daha yüksek kovan yoğunluğunu bir tür “tozlaşma sigortası” olarak değerlendirdiği aktarılıyor.

Kovan yerleşimi

MSU Extension’a göre kovanların sabah erken aktiviteyi teşvik edecek şekilde güneş alan yönlere bakması, rüzgâr/korunak ve pestisit sürüklenmesi riski göz önünde bulundurularak konumlandırılması faydalı olabilir. Ayrıca kovanların çiftlik geneline dağıtılması ve kovan grupları arasında mesafenin çok açılmaması öneriliyor (metinde maksimum 300 yard gibi bir ölçü veriliyor).

Bombus arıları: düşük sıcaklıkta aktivite ve tek ziyarette etkinlik

Kaynak, bombus arılarının yaban mersininde verimli tozlaştırıcılar olduğuna; daha düşük sıcaklıklarda çalışabildiğine ve çiçeğe ziyaret süresinin kısa olmasına dikkat çekiyor. Metinde, bal arısına kıyasla bombusun tek ziyarette daha yüksek polen aktarımı sağlayabildiği belirtiliyor.

Doğu ABD ve Kanada’da ticari olarak temin edilebilen Bombus impatiens türünden söz edilerek, bir tedarikçi örneği olarak Koppert ismi geçiyor. Üretici açısından kritik operasyonel not: Bombus kolonilerinin yetiştirilmesi zaman aldığı için, teslimatı garanti altına almak adına siparişlerin 14–16 hafta önceden verilmesi gerektiği aktarılıyor.

Bombusların, bal arısıyla birlikte kullanılarak tozlaşma kaynaklarının çeşitlendirilebileceği; böylece bal arısı için elverişsiz hava koşullarında riskin azaltılabileceği değerlendirmesi yapılıyor.

Yaban arıları: habitat, yuvalama alanı ve uzun vadeli plan

MSU Extension, yaban mersini tarlalarında çok sayıda yaban arısı türü tespit edildiğini; bunların bir bölümünün çiçeklenme döneminde yeterli bollukta olup “değerli tozlaştırıcı” sayılabileceğini belirtiyor. Yaban arılarının performansı, tarla dışı dönemde de çiçek kaynağı bulunmasına ve bozulmamış yuvalama alanlarına bağlı görülüyor.

Metinde; madenci arılar, ter arıları, duvarcı arılar ve marangoz arılar gibi gruplardan söz ediliyor. Bazılarının toprağa yuva yaptığı, bazılarının ise odunsu materyal veya hazır boşlukları tercih ettiği; kalın malç katmanlarının yer yer toprakta yuva yapan türleri zorlayabileceği aktarılıyor.

Doğal habitatla çevrili küçük bahçelerde yaban arılarının tozlaşmanın önemli bir kısmını karşılayabileceği; ancak işletme ölçeği büyüdükçe ve çiçek yükü arttıkça yalnızca yaban arılarına güvenmenin yetersiz kalabileceği, bu yüzden bal arısı kiralamanın yaygınlaştığı ifade ediliyor.

Habitat geliştirme tarafında, çiçeklenmesi yaban mersini öncesi ve sonrası dönemi kapsayan bitkilerle “arı takvimi” oluşturmak ve uzun vadede peyzajı iyileştirmek öneriler arasında. Ayrıca NRCS (Natural Resources Conservation Service) gibi kurumların mali destek/hibe programlarının olabileceği belirtiliyor.

Çiçeklenme döneminde zararlı yönetimi: arı güvenliği ve etiket kuralları

Kaynak, pek çok insektisitin arılar için belirli düzeyde toksisite riski taşıdığını; bu nedenle çiçeklenme sırasında uygulamalarda kısıtlar bulunduğunu vurguluyor. En düşük risk yaklaşımı olarak, bal arıları tarladayken ilaçlamadan kaçınmanın altı çiziliyor; bunun için çiçeklenme öncesi ve sırasında düzenli izleme (monitoring) öneriliyor.

Buna karşın, bazı hastalık/zararlı baskılarında müdahale gerekebileceği; örnek olarak mumya hastalığı (mummy berry) kontrolünün bu dönemde önem kazanabildiği ifade ediliyor. Uygulama zorunluysa, etiketteki tozlaştırıcı uyarıları doğrultusunda arılara daha az zararlı seçeneklerin ve doğru zamanlamanın tercih edilmesi gerektiği belirtiliyor.

Metinde, çiçeklenme sırasında bazı larva zararlılarına karşı Bacillus thuringiensis (Bt) içeren ürünler (ör. Dipel, Javelin) ile bazı böcek gelişim düzenleyicilerinin (Intrepid, Confirm) örnek olarak geçtiği görülüyor. Ayrıca, ABD EPA’nın bazı insektisitlerde arı varlığına göre kullanımı sınırlayan etiketleme yaklaşımları geliştirdiği; neonicotinoid grubu ve Exirel gibi ürünlerin etiketlerinde bu tür bilgilendirmenin zamanla yer aldığı aktarılıyor.

Uygulama zamanlamasında, arıların aktif olmadığı saatlerin seçilmesi öne çıkarılıyor: Kaynağa göre akşam geç saatler, kalıntının kuruması/absorpsiyonu için daha elverişli olabilir. Toz formülasyonlardan kaçınma ve sürüklenme riskini azaltma gibi temel önlemler de hatırlatılıyor.

Son olarak, bazı fungisitlerin arı sağlığı üzerinde dolaylı etkileri olabileceğine dair araştırma bulgularından söz edilerek; gereksiz uygulamadan kaçınma ve arılar tarladayken risk azaltma prensiplerinin fungisitler için de geçerli olduğu mesajı veriliyor.

Sahada uygulanabilir “kontrol listesi”

  • Çiçeklenme planı: Çiçeklenme penceresi kısaysa, arı aktivitesini ilk günlerde yoğunlaştıracak kovan/koloni planı yapın.
  • Koloni kalitesi: Kiralık kovanlarda koloni gücünü izleyin; zayıflık şüphesinde arıcıyla hızlı aksiyon planlayın.
  • Çeşit uyumu: Çapraz tozlaşma ihtiyacı olan çeşitlerde, aynı dönemde çiçeklenen uyumlu çeşit kombinasyonunu tesis aşamasında kurgulayın.
  • Kaynak çeşitlendirme: Bal arısı + bombus + yaban arısı bileşenlerini birlikte düşünerek tozlaşma riskini dağıtın.
  • Kovan yerleşimi: Güneş/korunak, pestisit sürüklenmesi ve tarlaya dağılım prensiplerini gözetin.
  • İlaçlama disiplini: Çiçeklenmede etikete uyum, arı aktif değilken uygulama ve düşük riskli seçeneklere öncelik verin.
  • Habitat yaklaşımı: Tarla çevresinde yuvalama ve sezon boyu çiçek kaynağı sağlayacak alanları uzun vadeli yatırım olarak değerlendirin.

Not: Bu içerik, MSU Extension’ın 2016 tarihli bilgilendirme yazısında yer alan teknik önerilerden hareketle, üreticilerin tozlaşma planlamasında dikkat ettiği başlıkları derleyerek yeniden anlatır.

Kaynak bağlantısı: canr.msu.edu/news/invest_in_pollination_for_success_with_highbush_blueberries

Türkçe çeviri: Google Çeviri ile aç